KEFİR
Bugün Dünyada yoğurttan sonra en fazla tanınan fermente süt ürünlerinden birisi
de kefirdir. Soğuk bir iklime sahip olan Kafkasya�nın dağ köylerinde çok
eski yıllardan beri yapılan ve tüketilen kefir, önceleri bu bölgede
yetiştirilen keçi ve koyun sütlerinden, ancak daha sonraları inek sütünden de
yapılmaya başlanmış ve buradan Dünya�ya yayılmıştır. Ülkemizde ise
kefirin henüz ticari amaçla üretimi söz konusu değildir. Ancak sağlık açısından
önemi nedeniyle evlerde yapılmakta ve tüketilmektedir.
Kefir içilecek kıvamda, hafif ekşimsi, alkollü ve köpüklü bir süt ürünüdür. Bu
özelliği nedeni ile de �Fermente Süt İçkisi� olarak da
tanımlanmaktadır. Kefir ismi Türkçe �keyf� kelimesinden
türemiştir. Bugün çok çeşitli ülkelerde ve büyük miktarlarda üretimi yapılan
kefir, yalnız beğenilen tadından dolayı değil, bunun yanı sıra şifa verici
özelliğinden dolayı da büyük ilgi görmektedir. Bu nedenledir ki bazı
literatürlerde kefirin �Sağlık ve Mutluluk İçkisi� olarak
tanımlandığı dikkati çekmektedir.
Fermente süt ürünleri arasında önemli bir yeri olan kefir, beyazımsı renkte, karnıbahara
benzer şekilde ve genelde bezelye büyüklüğünde danelerden oluşmaktadır. Daneler
her biri simbiyoz olarak yaşayan kazein ve jelatinimsi yapıda mikroorganizma
kolonilerini içermektedir. Mikroorganizmalar Torula kefir, Saccharomyces kefir
gibi mayaları ve Lactobacillus caucasium, Streptococcus lactis gibi bakteri
kültürlerini içermektedir.
KEFİR YAPIMI
Evde kefir yapımında, pastörize ve sterilize sütler kullanılabilmektedir. Bu
durumda sütün tekrar ısıtılmasına gerek olmadığı gibi, böyle sütlerin homojenize
edilmiş olmaları ayrı bir avantaj sağlamakta ve ürünün üst kısmında istenmeyen
yağ tabakası oluşmamaktadır.
Evde kefir yapmak için, süt
kısa süre kaynatılarak daha sonra oda sıcaklığına kadar soğutulmakta ve ağzı
sıkıca kapanabilen cam kavanoza aktarılmaktadır. Kapaklı kavanoz
kullanılmasının nedeni, fermentasyon sırasında oluşan ve kefire ayrı bir tat
veren CO2�in uçmasını önlemek içindir. Kefire işlenecek 1 litre süt için
yaklaşık 20-40 gram kadar kafir tanesi süte katılmaktadır ve temiz bir kaşıkla
karıştırılarak kavanozun ağzı sıkıca kapatılmaktadır. Bu şekilde mayalanan süt,
yaklaşık 20oC civarında ve ışık almayan karanlık bir yerde 24-48 saat fermentasyona
bırakılmaktadır. Fermentasyon sonunda, aşılanan sütün kefire dönüşümünden
sonra, ürün küçük delikli bir süzgeçten geçirilmektedir. Süzgeç üzerinde kalan
kefir taneleri ayrılmakta ve yeniden kefir yapımında kullanılmaktadır. Süzülen
kısım ise kefir olarak tüketilmektedir. Kefir yapımından hemen sonra
tüketilebildiği gibi buzdolabında saklanmak koşulu ile daha sonraki birkaç gün
içerisinde de içilebilmektedir. Sağlık açısından kefirin en uygun tüketim
zamanı genellikle sabahları aç karnına ya da akşamları yatmadan öncedir.

Diğer taraftan kefir tanelerinin her 40-45 günde bir defa süzgeç içerisinde çok
ılık su ile iyice yıkanması ve üzerindeki süt artıklarının temizlenmesi
gereklidir. Bu durum kefir tanelerinin aktifliğini arttırmaktadır. Ayrıca
sürekli aşılanmak suretiyle büyüyen ve irileşen kefir tanelerini de ara sıra ayırmalı
ve aktifliği azalan taneler kullanılmamalıdır.
KEFİRİN SAĞLIKLA İLGİLİ BAZI ÖZELLİKLERİ
Kefir, bileşiminde genel olarak %0.6-0.9 süt asidi, %0.6-0.8 alkol ve hacimsel
olarak %50 CO2 içermektedir. Süt şekeri fermentasyon sonucunda %75 oranında
azalmıştır ancak Vitamin B12 ve folik asit ise oldukça zenginleşmiştir.
Sütteki tüm besin maddelerini içerdiği için kefir beslenme değeri yüksek bir
süt ürünüdür. Mikroorganizmaların etkisi ile laktoz ve proteinlerdeki
değişmeler, kefirin sindirimini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca bu maddeler
serinletici, iştah açıcı bir özelliğin, sevilen tat ve aromanın oluşmasına
neden olmaktadırlar. Kefirdeki süt şekeri olarak da bilinen laktozun oranı
azaldığı için laktoza duyarlı kişiler kefiri rahatlıkla tüketebilmektedirler.
Başta B12 olmak üzere bazı B grubu vitaminler kefir kültüründe bulunan
mikroorganizmalar tarafından sentezlenebilmektedirler. Kefirde oluşan süt
asidinin %90�dan fazlasının kolayca hazmedilebilme özelliği bulunan L(+)
süt asidi olduğu bildirilmektedir.
Kefirin gençlik içkisi olarak tanındığı ve su yerine içildiği
Kafkasya�da tüberküloz, kanser ve hazım bozukluğu gibi hastalıklara
rastlanmadığı ve ortalama insan ömrünün 110-130 seneye ulaştığına ait bilgiler
bir çok literatürde yer almaktadır. Kefirde oluşan asetik asit, H2O2 gibi antibakteriyel
maddeler ile antibiyotikler, E. coli ve Salmonella gibi patojen bakterilerin
gelişmesine engelleyici etki yapmaktadırlar. Ayrıca kefir, mide, pankreas gibi
bazı organların salgılarını da arttırmaktadır. Yapılan çalışmalar bu süt
ürününün sinirsel rahatsızlıklar, iştahsızlık ve uykusuzluk için iyi bir ilaç
olduğunu göstermiştir. Ayrıca halk arasında kefirin yüksek tansiyon, bronşit,
sarılık, ishal, kabızlık, ekzema ve safra rahatsızlıklarını iyileştirdiği
bilinmektedir. Düzenli olarak günde en az 500 mL kefir 6 ay tüketildiği zaman
kefirin organizma üzerine stabilize edici, gençleştirici bir etkiye sahip
olduğu, yaşlıların sağlığı üzerine çok yararlı etki yaptığı belirtilmektedir.
Ayrıca karaciğer, safra, böbrek, kan dolaşımı, kalp metabolizması üzerine
olumlu etki yaptığını, kireçlenmeyi önlediğini belirten bilgilerin bulunduğu da
açıklanmaktadır.
Kaynak: http://www20.uludag.edu.tr/~gidamu/kefir.html