Bel Fıtığı ve Korunma Yolları
Hiç şüphe yok ki, "İnsanın hayırlısı insanlara faydası
dokunandır" düsturunu bizzat hayata geçirerek mesleki yaşantılarını devam
ettiren şahısların başında doktorlar gelmektedir. Fakat doktorlar, özellikle de
cerrahlar yoğun ameliyat temposu ve günlük mesleki pratik esnasında çok sık
yazı yazma fırsatı bulamamaktadırlar.
Senelerdir hastalarımın bana sıkça yönelttikleri sorulara cevap teşkil edecek
tarzda bir kitatapçık yazmak icin vakit kolladım durdum, fakat bir türlü bulamadım.
Nihayet anladım ki zaman hızla akıp gidiyor ve bu iş vakit kollamakla
olmayacak, hastalarımdan ve aile yaşantımdan arta kalan küçük zaman
dilimlerinde kalemi elime aldım, mesleki hayatımdan elde ettiğim basit fakat
insanlara faydalı olacağını düşündüğüm tecrübeleri kâğıda döktüm. Ortaya bu
küçük kitapçık çıktı. Burada gaye öncelikle halkımızın yararlanacağı pratik
bilgileri kendilerine sunmak olduğundan katı bir akademik takdim ve Latince
kelimeler yerine sade ve şekillerle desteklenen, anlaşılması kolay bir üslubu
tercih ettik.
Harvard Tıp Okulu'nun duvarında bulunan mermer levha üzerinde de belirtildiği
gibi "Omür kısa, ilim-sanat uzundur." Gercekten de hem ilim ve hem de
bir sanat olan Tıbbın içinde aktif olarak görev yapan bir kişi olarak, insanlık
ve bilim tarilıi ile kıyaslan dığında çok kısa kalan hayatımızda iyi şeyler
ortaya koymamız gerektiğine inanıyorum.
Bu vesileyle yetişmemde emeği geçen herkese, özellikle de asistanlık yıllarımda
iIk cerrahi nosyonumu kendisinden aldığım değerli hocam Prof. Dr. Aydın
PAŞAOĞLU'na ve sonraki yıllarda cerrahi anlayışıma önemli katkılarda bulunan
Harvard Tıp Okulu'nun profesörlerinden N.T.ZERVAS, R.G. OJEMANN, C.SOGILVY ve
L.F.BORGES'e teşekkür etmek isterim.
Hacmi küçük fakat insanlara faydasının muhtemelen büyük olacağını tahmin
ettiğim bu kitabımı mesleki yaşantımda manevi desteğini devamlı arkamda
hissettiğim değerli eşim Zeynep Sema Hanım ile çocuklanm Saliha Elif, Fatma
Esra, Abdullah Emir ve Fatih Selim'e armağan ediyorum.
Doç. Dr. Ahmet YILDIZHAN, Nöroşirürji Uzmanı, 17.09.1997
Giriş
Sağlık bir insanın sahip olabileceği en önemli ikinci nimettir. Bel sağlığının
ise genel sağlık kavramı içersinde özel bir konumu vardır. Günlük hekimlik
pratiğimiz esnasında bel fıtığına yakalanmış binlerce hasta ile karşılaşmaktayız.
Bunların bir kısmında ağrı belde iken diğer bir kısmında bacak ağrısı ön plana
çıkmaktadır. Bu hastalar bazen haftalar hatta aylarca yatağa bağlı kalmakta, iş
hayatları altüst olmakta, aile ve sosyal yaşantıları da bu olaydan ciddi
şekilde etkilenebilmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde bu konu da yapılan ciddi araştırmalar, bel
rahatsızlığı nedeniyle iş günü ve iş gücü kayıplarının ülke ekonomisine
getirdiği yükün çok yüksek oranda olduğunu göstermektedir. Türkiye'de de bel
rahatsızlığının faturası ülke bazında mutlaka büyük olmaktadır.
Bel fıtığı bazen çok ağrılı seyredebilmektedir. Bazı hastalarda ağrı o kadar
şiddetli olmaktadır ki, karşımıza geldiğinde "N'olur doktor bey şu
bacağımı kes de bu ağrıdan kurtulayım" diyen hastalar vardır.
Diğer taraftan insanlarımız hastalıkları konusunda genellikle bilinçsiz
davranmaktadırlar. Konunun uzmanı doktorlara müracaat etmek yerine kulaktan
dolma bilgilere da yanan rastgele birtakım yöntemlere başvurmakta, hatta
kendine zarar bile verebilmektedirler. Karşımıza geldiğinde belini birtakım
maddelerle tamamen yaktırmış veya cildini ciddi şekilde kestirmiş insanlar
görmekteyiz.
Basit bir tedavi ile iyileşmesi mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar
sonucu ameliyatlık hale gelmiş hatta daha da kötüsü ameliyata bile yetişemeden
felç kalmış hastalar vardır.
Bütün bunlara karşılık günümüzde tıp dev adımlarla ilerlemekte, teşhis ve
tedavi metodları hızla gelişmektedir. Bizlere gecikmeden ulaşan hastaların
büyük bir bölümü konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı metodlarla
iyileşebilmektedir. Az bir kısmın da ise ameliyat gerekmektedir. Bu hastalara
zamanında yapılan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hastayı ömür boyu
rahat ettirebilmektedir.
Bütün bu imkanlara rağmen tabii ki en iyisi hastalığa hiç yakalanmamaktır. Bu
nedenle kişi sağlığının kıymetini önceden idrak etmeli, gerekli tedbirler
hastalığa yakalanmadan önce alınmalıdır. Koruyucu hekimlik üzerinde önemle
durulmalı, hatta bu bir devlet politikası haline getirilmelidir.
Bizim ihtisas ve ilgi alanımız olması bakımından bel sağlığı konusunda uzun
yılları kapsayan tecrübelerimizi özet halinde insanımıza sunmak üzere bu
kitapçığı hazırladık. Bu esnada basit ve halkımızın kolayca anlayabileceği sade
bir dil ve anlatım tarzı kullanmaya gayret ettik. Her biri altın değerin de
olan bu öğütleri aşağıda sıraladık. Çünkü hikayesinde bel fıtığı veya başka bir
nedene bağlı bel rahatsızlığı bulunan bir hasta operasyon geçirmiş veya
geçirmemiş olsun, günlük hayatında yapılması ve yapılmaması gereken hareketleri
bilmek zorundadır. Bu öğütlerimizi herkes bizzat öğrenmeli ve günlük hayat
pratiğinde harfiyen riayet etmelidir.
Bel fıtığı nedir?
Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen
kıkırdaklar bulunur. Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve
adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya
çıkan bir rahatsızlıktır. Fıtıklaşan yani içerden dışarıya doğru taşan disk
omurilik kanalı içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan
sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder.
Bel fıtığı nasıl oluşur?
Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün
yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar.
Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg kaldırır, hiç birşey olmaz; öylesi de vardır
ki 5 kg kaldırır, bel fıtığı olur.
Kişiye ait faktörlerin başında ise omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı
verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Bu disklerin ihtiva ettiği su oranı
çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Buna disklerdeki
beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler
de eşlik eder. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti
çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Mikro düzey de
bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket
yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak
dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır olduktan sonra
bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu hafif bir cismi kaldırmak ve
ya sadece öksürmek de olabilir.
Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha
erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına
yakalanmaktadırlar. Oyle aileler vardır ki dedesini, babasını ve çeşitli yakın
akrabalarını bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki
dejenerasyonun genetik bir yönünün olduğu da söylenebilir.
Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
Bel ve bacak ağrısı en belirgin şikayettir. Fakat bazen bel veya bacak
ağrısından sadece biri de bulunabilir. Ağrıyla birlikte bacaklar da uyuşma ve
hastalık ilerledikçe kuvvet kaybı da görülebilir. Bazen orta hattan omurilik
kanalına doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran büyük bel fıtıklarında idrar ve
büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda felce
doğru gidiş ortaya çıkabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade
edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir tedavi gerçekleştirilmelidir. Bel
fıtığında, bel ve bacak ağrısı yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla,
öksürmekle artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.
Hastalığa yanlış yaklaşımlar nelerdir?
Ulkemiz geneli düşünüldüğünde maalesef insanlarımızın büyük bir kısmı
hastalıkları konusunda çok bilinçsiz. Ağrı içinde kıvranırken doktora gitmeyi
tercih etmiyor da hiçbir bilimsel temele dayanmayan birtakım yöntemlere
başvuruyorlar. Beline bal, incir, balık bağlatan hastalardan tutun da, cildini
ciddi şekilde kestiren, yaktıran, sülük koyan veya bilinçsizce çektiren
hastalara kadar yüzlerce bilim dışı uygulamaya şahit olmaktayız. Halbuki bel
fıtığı bir çeşit değildir ve hastalığın değişik safhalarında farklı tedavi
metodlarını uygulamak gerekmektedir. Neticede basit bir tedavi ile iyileşmesi
mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık hale gelmiş
hastalarla sık sık karşılaşmaktayız.
Bu konu ülkemiz insanı için önemli bir problemdir. Ancak bu problemin çözümünde
başta biz doktorlar olmak üzere herkese önemli görevler düşmektedir. Devletin
eğitim kurumları ve medyanın halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi
noktasında daha aktif bir tavır ortaya koymaları gerekir.
Bel fıtığından nasıl korunulabilir?
Diğer hastalıklarda olduğu gibi bel fıtığına da yakalanmamak en iyisidir. Yani
tedbirler hastalığa yakalanmadan önce alınmalıdır. Kişi hiç bir zaman çok ağır
bir yükü kaldırmamalı, bir yük kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak o
cismi yerden almalı ve o şekilde kaldırrnalıdır. Yani belden eğilerek
kaldırmamalıdır. Hiçbir cismi uzanarak almamalıdır. Mesela raftan kitap alırken
uzanmamalıdır. Telefon bile çalsa, uzanarak almamalıdır. Daima cisimlere
yaklaşarak, ara da mesafe bırakmaksızın almalıdır. Sağlıklı iken bel ve karın
adalelerini güçlendirici egzersizler yapmak yararlıdır. Bu konuya aşağıda 50
tavsiye bölümünde daha açık bir şekilde değineceğiz.
Teşhis nasıl konur?
Bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıklar çok çeşitlidir. Yani bel ve bacak
ağrısı bulunan her hastaya "mutlaka bel fıtığıdır" peşin hükmü ile
yaklaşmamak gerekir. Bel fıtığını taklit eden daha pekçok hastalık vardır.
Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere
kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Bu nedenle
öncelikle teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır. Çünkü tedavide
başarıya giden yol herşeyden önce doğru teşhisten geçer. Bunun için de ilgili
uzman hekime müracaat etmek gerekir. Hekim hastanın şikayetlerini dinleyecek,
muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri
yaptıracaktır.
Düz röntgen filmleri bugün de değerini korumakta olup, ihmal edilmemelidir.
Ancak belden iğne yapılıp içeriye kontrast madde verildikten sonra film
çekilmesi tekniği (Myelografi) giderek daha az kullanılmaktadır. Çünkü
günümüzde görüntüleme teknik leri çok ilerlemiş ve artık hastanın belinden iğne
yapılmasına gerek kalmayacak seviyeye gelmiştir. Aslında son yirmi yıl
içerisinde kullanım alanına giren noniyonik kontrast maddeler iğne tekniğinin
yan etkilerini oldukça azaltmıştır. Fakat buna rağmen bizzat iğne tekniğinin
kendi yan etkileri olabildiğinden dolayı myelografiden mümkün mertebe uzak
durmakta yarar vardır. Bunun yeri ne güçlü manyetik rezonans cihazları tercih
edilmelidir.
Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisisinde EMG dediğimiz tetkik yöntemi de
yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada bulunan bozuklukların sinir dokusuna
mı, yoksa kas dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, diğer hastalıkların
bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bazen de bu teknik, cerrahın ameliyat
kararını bile etkileyebilmektedir.
Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan bir hastada genellikle bilgisayarlı tomografi
ve manyetik rezonans gibi ileri tetkik yöntemlerine başvurulur.
Ozellikle manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste
büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın X-ışını almaması ve çeşitli planlarda
mevcut olan üstün görüntüleme yeteneği manyetik rezonansı son yıllarda giderek
daha da öne çıkarmaktadır.
Neticede; yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda hastanın bel fıtığı
olup olmadığı, bel fıtığı ise hangi safhada olduğu net olarak ortaya
konacaktır. Yani bel fıtığı teşhisinin konmuş olması yeterli değildir.
Hastalığın hangi safhada olduğunu da tesbit etmek gerekir. Çünkü tedavinin
şekli buna göre değişecektir.
Tedavi
Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir hastada hastalığın hangi safhada olduğu iyi
bir muayene ve ileri tetkik metodları ile net olarak tesbit edildikten sonra
tedavi safhasına geçilir. Bundan sonra, pratik olması açısından, hastalar
cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük
gruba ayrılabilirler. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif
tedavi adı verilen cerrahi-dışı tedavi metodları uygulanır. Bu safhada, hastaya
bütün dünyada ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir.
Sert yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Lazer ile
tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten birtakım girişimlerde bulunulabilir.
Bel fıtığının tedavisini bir ekip işi olarak görmekte yarar vardır. Nöroşirürji
(Beyin Omurilik-Sinir Cerrahisi), Nöroloji, Anestezi, Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon Uzmanı Doktorlar ile Diyetisyen, Psikolog ve Fizyoterapistler bu
ekibin içinde yer al malıdır. Gerektiğinde diğer bazı branşlardaki uzman
doktorların görüşlerine de müracaat edilmelidir. Bu ekibin elinde bir Fizik
Tedavi Unitesi ve bu ünitede Lazer, İnfraruj, Ultrason, Kısa dalga diatermi,
TENS, NMES, Diadinamik akım, Mikrodalga, Vakum interferans, Traksiyon
(Programlanabilir hafızalı otomatik cihaz ile bel çekme) ve rehabilitasyon
araç-gereçleri de hazır bulun malıdır.
Bütün bu prensipler ışığında modern imkanlar kullanılarak hastaların büyük bir
kısmı ameliyat harici metodlarla tedavi edilebilir. Prensip olarak cerrahi
müdahale son çare olarak düşünülmelidir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan
muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise [ki bu şartlar uluslararası
Nöroşirürji camiası nezdinde genel kabul görmüş ve klasik kitaplara kadar geçmiş
kriterlerdir; o zaman ameliyat kararı verilir. Bu kararı verirken cerraha
bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme metodu büyük oranda
yardımcı olur.
Cerrahi tedavi
Nöroşirürji uzmanı olan doktor kesin olarak ameliyata karar vermiş ise, artık
amelitı geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde bazen felce kadar
giden telafisi imkansız birtakım problemler ortaya çıkabilmektedir. Buna
karşılık zamanında yapılan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hasta ömür
boyu rahat ettirebilmektedir.
Mutlak surette ameliyat gereken hastalar operasyonun hiçbir safhasında dokulara
çıplak gözle müdahale etmeyip, ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik
ile ile çalışmakta yarar vardır. Çünkü binlerce yıl önce söylenmiş bir tedavi
prensibi olan "Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz" sözü bugün
geçerlidir. Bel fıtığı operasyonlarında dar derin bir sahada, üstelik de sinir
kökleri gibi çok hassas yapıların çevresinde cerrahi girişim sürdürüldüğü için
görüntüyü büyüterek çalışmanın yanında sahanın iyi aydınlatılması da önem
arzeder. Bunun için de ekibin lideri olan cerrah önceden bütün tedbirleri
almalıdır. Böyle olunca sinir elemanları ve çevre dokular görüntü alanına
büyütülmüş ve mükemmel bir şekilde aydınlatılmış olarak gelmekte, ciltten
itibaren kontrollü gidildiği için lüzumsuz kanamalar olmamakta, daha emniyetli,
temiz ve estetik, hatta ameliyat sonrası dönemde dikiş aldırmaya dahi gerek
kalmayan, hasta için kolaylıklar arzeden bir cerrahi ortaya çıkmaktadır. Böyle
bir cerrahi girişim sonrasında hastaların günlük nornıal aktivitelerine
kavuşmaları da daha kısa sürede olmaktadır.
Tedavinin hedefi
Yukarıda sözünü ettiğimiz iyi yetişmiş tecrübeli personel ve gerekli olan
ekipmanlar hazır edildikten sonra hizmetin kalitesini dünyanın en ileri ülkeleri
seviyesine yükseltmek hedef alınmalıdır. Bir hasta ister konservatif tedavi adı
verilen ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılsın, isterse de son
çare olarak ameliyat gereksin bu hedeften asla taviz verilmemelidir.
Tedavide dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine ulaşabilmek için kaliteli bir
fiziki ortamda iyi bir araç-gereç donanımı ile birlikte hizmet vermek
gereklidir, fakat yeterli değildir. Bunun için iyi yetişmiş kaliteli personelin
bilgi ve tecrübe ile birlikte spesifik hale getirilmeleri de hizmetin
kalitesini artıran önemli bir faktördür. Çünkü uzman doktorlardan
fizyoterapistlere hatta sekreterlere kadar sadece bel fıtığı hastalarının
tedavisi ile meşgul olan kadrolarda zamanla muazzam bir bilgi birikimi ve
tecrübe meydana gelmektedir. Sadece bel fıtığı için değil, diğer branşlarda da
uzman doktorların mümkünse bir tek hastalık üzerinde yoğunlaşarak spesifik hale
gelmeleri ve spesifik tedavi merkezleri kurmaları hizmetin kalitesini
artıracaktır.
Sert yatak istirahati
Ameliyat gerekmeyen hastalara uzman doktor tarafından sert yatak istirahati
uygun görülmüş ise bunun ortalama süresi üç haftadır. Uzman doktor hastanın
tedaviye vereceği cevaba göre bu süreyi artırabilir veya azaltabilir. Yatılan
yer, altında sunta veya tahta bulunan 3-4 kat battaniye veya ince bir yatak
olmalıdır. Bu yatak yaylanmamalır ve deforme olmamalıdır.
İstirahat süresince mümkün mertebe yataktan çıkmamalı, yemek dahi yatakta
yenmeli, hatta namazlar bile yatakta sağ yan tarafa yatarak kılınmalıdır. Hasta
daha çok sırt üstü yatmalı, ayaklarını toplamalı ve sırt üstü pozisyonda
yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Hiçbir zaman yüzüstü
yatmamalıdır. Sert yatak istirahati süresince doktorunun kendisine verdiği
ilaçları da kullanmalıdır.
Hamilelikte bel fıtığı
Bel fıtığının tedavisi bütün dünyada bir takım özellikler arzeder. Hamilelik
ise bu konuda birtakım zorlukları beraberinde getiren ve tamamen özel bir
durumdur.
Hamile bir bayanda ilerleyen aylarda karın içinde büyüyen cenin normalde bele
ilave bir yük oluşturur ve belin biyomekaniğini olumsuz yönde etkiler. Fakat
cenin yavaş büyüdüğünden dolayı bel ve sırt adaleleri ile destek dokular bu
gelişmeye uyum gösterirler ve ön kısımda yer alan ağırlığı dengelerler. Bu
sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler
ilerideki aylar da anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikle
birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi bir hayli zordur. Çünkü
zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır. Net bir teşhis için gerekli olan
röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı
olabilecek x-ışınları ne deniyle yaptırılamamaktadır. [Mutlak surette gerekli
ise manyetik re zonans ile görüntüleme düşünülebilir]. Özellikle ilk üç ayda
hastaya ilaç da verilememektedir. Böyle bir dönemde şiddetli bel ve bacak
ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktor gerçekten büyük sıkıntı
çekmektedir. Ancak bu durumda bile yapılabilecek birtakım şeyler vardır.
Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlak sert yatak
istirahatine alınmalıdır. İlk üç aydan sonra evde hastanın beline yapılan
sıcaklık uygulamaları ve hafif masajlar kısmen de olsa rahatlık
sağlayabilmektedir. Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz
programı da uygulanabilir. Mümkün mertebe hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha
fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın
atlatılması temin edilmelidir.
Doğum esnasında, Nöroşirürji Uzmanı doktor ile hastayı takip eden Kadın Hastalıkları
ve Doğum Uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek, normal doğum
ile sezaryen arasında bir karara varırlar. Doğumdan sonra ise hasta tekrardan
ele alınarak normal şartlarda teşhis ve tedavi metodları uygulanır ve kesin
netice de o zaman elde edilir.
Doğum ne şekilde olursa olsun (Sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın
kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta karın adalelerini
güçlendirici egzersiz programlarına mutlaka alınmalıdır.
Bel fıtığı nüks edebilir mi?
Bel fıtığı hastalarında nüks olayına zaman zaman rastlanır. Fakat nüks oranı,
ameliyat olan ve olmayan hastalarda oldukça farklıdır. Ameliyat gerekmeyen ve
konservatif tedavi ile iyileşen hastalarda bel fıtığı kolayca nüksedebilir.
Mutlaka ağır bir yük kaldırmak da gerekmez. Bazen öksürmekle bile hastalık
nüksedebilir.
Ameliyat olan hastalarda ise bel fıtığının aynı yerden nüksetmesi çeşitli
cerrahi merkezler arasında farklı oranda olsa da genelde çok nadirdir. Fakat
beldeki diğer bir mesafe de bulunan ve dejenere olan diskin nüksetmesi her
zaman söz konusu olabilir. Çünkü belde bulunan fıtıklaşmış bir disk
boşaltıldığı zaman geride daha dört adet sağlam disk kalmakta ve görevlerini
sürdürmektedirler.
Bunların da zamanla dejenere olması ve bir bel fıtığının ortaya çıkması
klinikte rastlanabilecek sıradan olaylardandır. Ancak kişi sağlıklı iken
egzersizler yapar ve aşağıda belirteceğimiz öğütlerimize harfiyen riayet
ederse, bel fıtığına yakalanma bu hastalığın nüksetmesi riski en aza indilmiş
olur.
Bel sağlığı için 50 tavsiye
Hikayesinde bel fıtığı veya başka bir sebebe bağlı bel rahatsızlığı bulunan bir
hasta ister operasyon geçirmiş, isterse geçirmemiş olsun, günlük hayatında
yapılması ve yapılmaması gereken hareketleri bilmek zorundadır.
1- Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik bir
pozisyonda olmasına dikkat ediniz.
2- Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak
paylaştırdıktan sonra taşıyınız.
3- Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyiniz.
4- Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırınız ve çömelerek
alınız.
5- Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret ediniz ve
bunu alışkanlık haline getiriniz.
6- Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayınız, yanına iyice yaklaşınız ve öyle
alınız. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra
yükseltiniz.
7- İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa,
birbirinize haber vermeksizin eşyanın bir ucunu asla bırakmayınız.
8- Bir cismi kaldırmadan önce onun ne derecede ağır olduğunu tahmin etmeye
çalışınız, ondan sonra yaklaşınız. Kaldırma işlemi ne geçmeden önce onu hafifçe
yoklayarak bir kez de test ediniz ve ağırlığı hakkında tam bir fikir edindikten
sonra kaldırınız.
9- Cisimleri bedeninizle değil de önce beyninizle kaldırdığınızı unutmayınız.
Bunun için, ağır bir yükü mutlaka kaldırmanız gerekiriyorsa, haltercilerin
yaptığı gibi, çok iyi konsantre olunuz.
10- Ayakta iken belinizi sağa ve sola doğru rotasyon yaptırıp eğilerek yerden
bir şey almayınız.
11- Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza
götürmeyiniz.
12- Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat ediniz. Bazen son
basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında
olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. İşte bu çok tehlikeli bir
harekettir, bundan kaçınınız.
13- Elinizi, yüzünü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyiniz, bezi olabildiğince dik
tutmaya gayret ediniz. Bu yüzden evinizdeki lavaboların biraz daha yüksekçe
olmasını sağlayınız.
14- Çocuklarınız okula giderken çantalarında az yük taşıtmaya çalışınız. Bunun
için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına
almaları konusunda onları eğitiniz.
15- Ütü yaparken tek ayağınızın altına 15-20 cm. yükseklikte bir cisim koyarak
hafifçe yükseltiniz, belinizin rahatladığını göreceksiniz.
16- Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru
eğilmeyiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret ediniz.
17- Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapınız. Yüzmeye önem veriniz, yürümeyi
ihmal etmeyiniz.
18- Her gün ez az 15 dakika yürüyünüz.
19- Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorun size
vereceği egzersizleri aksatmadan yapınız.
20- Sağlıklı iken de her gün hiç aksatmadan kaslarınızı güçlendirici
egzersizler yapınız.
21- Egzersizleri, altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi
sert bir zemin üzerinde yapınız.
22- Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırınız.
Başlangıçta aşırılığa kaçmayınız.
23- Spor ve ya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçı nınız.
24- Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık
ortaya çıkarsa uzman doktora danışınız. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu
ise o hareketi yapmayınız.
25- Hergün beyaz peynir veya bir tabak yoğurt yemeyi adet haline getiriniz.
26- Eğer kilonuz fazla ise ve bunu bir türlü veremiyorsanız, bir uzman doktor
ve diyetisyene başvurunuz. Gerekirse psikologdan da yardım isteyerek, kararlı
bir şekilde kilolarınızı veriniz.
27- Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayınız. Çelik balenli korselerin
uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayınız.
28- Kesin teşhis konulup bel ağrınızın nedeni anlaşılmadan belinizi asla
çektirmeyiniz. Bunun bazen felce kadar giden sonuçlara yol açtığını
unutmayınız.
29- Uzüntü ve streslerin bel sağlınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek
ruh sağlığınıza özen gösteriniz. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili
problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım
isteyerek köklü bir çözüme gidiniz.
30- Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutunuz. Alınan her fazla
kilonun vücudunuz ve beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin
biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
31- Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyiniz. Ayakkabınızın topukları
normal olsun.
32- Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki
düşüyormuş gibi, aniden bırakmayınız. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma
pozisyonuna geçiniz.
33- Sandalye veya koltukta otururken, bir cismi -hafif dahi olsa- öne doğru
eğilerek yerden almayınız.
34- Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyunuz. Yüzüstü yatmayınız.
35- Yatağınız sert olsun. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan
yumuşak yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile
kaliteli ortopedik yatakları tercih ediniz.
36- Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, 2 veya 3 hafta kesinlikle istirahat
ediniz. Bu süre içinde ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa, doktorunuza
bildiriniz.
37- Mutlak sert yatak istirahatinde iken ayaklarınızın altına birkaç yastık
koyarak yükseltmeniz daha iyi olacaktır. Bu esnada yemeklerinizi yatarak yiyebilirsiniz.
38- Sırtüstü yatağınızda veya bir halının üzerinde uzanırken bacaklarınızı
dizlerinizi kırarak yukarıya doğru toplayınız. Bu pozisyonda beliniz daha çok
rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.
39- Beliniz ağrıyor ve özellik le de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit
geçirmeden uzman doktora başvurunuz. Doktor olmayan kişilerle kaydedeceğiniz
vaktin bazen telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceğini unutmayınız.
40- Sağlıklıyken, günlük yaşantınızda tembel olmayınız, hareketli olmayı tercih
ediniz.
41- İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı
olduğunu biliniz. Bu nedenle arasıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda
iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır.
Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak
geçirenlerde bel fıtığına ya kalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla
olduğu tesbit edilmiştir.
42- Bacaklarınız düz pozisyon dayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz
kalmayınız.
43- Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol gibi
mücadele sporlarından ve halter gibi uğraşlardan uzak durunuz. Bunların yerine
yürüme ve yüzme gibi sporları tercih ediniz.
44- Çocuklarınız hızlı gelişsinler diye aşırı antrenman veya gereğinden fazla
spor yaptırmayınız.
45- Çocuklarınız oturarak ders çalışırlarken onları öne ve ya yana eğik
durmamaları konusunda sık sık uyarınız.
46- Raflardan kitap veya herhangi bir eşyayı alırken önce ayağınızın altına
yükseltici bir şey koyunuz ve o eşyanın hizasına yükseldikten sonra alınız.
47- Yürürken veya ayakta dururken vücudunuzun dik bir pozisyonda olmasına özen
gösteriniz.
48- Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa,
çömelerek ve ya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapınız.
49- Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk
belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir
yastıkla destekleyiniz.
50- Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan
destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.
Bel için egzersizler
Genel sağlık açısından olduğu gibi bel sağlığı için de sporun ve sağlıklı iken
yapılacak egzersizlerin önemi büyüktür. Bel, sırt ve karın adelelerini güçlendirmek
için gerekli olan spor ve hareketlere ömür boyu devam edilmelidir. Ancak bel
fıtığı gelişmesine zemin hazırlayabilecek veya bizzat neden olabilecek mücadele
sporları yerine, yüzme, yürüme ve bisiklet sürme gibi sporlar tercih
edilmelidir. Yüzlerce egzersiz hareketi içerisinden de rastgele hepsini yapmak
yerine belirli hareketlere öncelik tanınması gerektiğini düşündüğümüzden, bele
fazla yük bindirmeyen ve gelişmekte olan bir bel fıtığının ilerlemesine neden
olmayacak en emniyetli altı adet hareketi sizler için seçtik. Hikayesinde daha
önce geçirilmiş bir bel rahatsızlığı bulunan veya bel fıtığına muhtemelen aday
olan kimselerin kendileri için emniyetli olan bu hareketleri yapmaları faydalı
olacaktır. Ancak egzersizler yapılırken dikkat edilmesi gereken bir takım
hususlar vardır:
Egzersizler; havası temiz bir ortamda (Hava müsaitse evde pencereler
açılabilir) altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi sert bir
zeminde yapılmalıdır. Yumuşak veya deforme olabilen yataklar üzerinde egzersiz
ve spor yapılmamalıdır.
Bel fıtığı rahatsızlığına yakalananlar hastalığın ağrılı döneminde bu
hareketlere başlamamalı, istirahati tercih etmelidir. Şikayetler geçtikten
sonra doktora danışılmalı ve egzersizlere ondan sonra başlanmalıdır.
Egzersizlere başlanınca ilk günden itibaren çok çabuk bir iyileşme
beklenmemeli, sabırla hareketlere devam edilmelidir. Hareketlerin sayısı ve
tempo gün geçtikçe yavaş yavaş artırılmalıdır. Başlangıçta aşırılığa kaçarak
daha kötü bir duruma düşülmemelidir.
Konunun uzmanı olan doktor başka şekilde tavsiye etmemiş ise ilk bir ay her
hareket günde beş defa yapılmalıdır. Daha sonra her ay hareketler beşer beşer
artırılarak egzersizlere devam edilmelidir.
Ani ve zorlayıcı hareketlerden uzak durulmalıdır. Sizin için seçtiğimiz
aşağıdaki altı çeşit egzersiz risksiz olup, daha çok bunlar tercih edilmelidir.
Hareketler esnasında veya sonrasında normalde mevcut ağrının artmaması gerekir.
Bu yüzden egzersiz sonrası, şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir
rahatsızlık ortaya çıkarsa doktora danışılmalıdır.
Rahatsızlık bir saatten fazla sürüyorsa o hareket egzersiz programından
çıkartılmalıdır.
Bel fıtığı ameliyatı olanlar operasyonun üzerinden üç hafta geçmeden
egzersizlere başlamamalı, daha sonra başlayarak her hareketin sayısını yavaş
yavaş artırmalıdırlar.
Bu bilgiler haricinde hastanın kafasın da herhangi bir soru oluşursa, uzman
doktor hiç tereddüt etmeden hemen aranmalı ve yanlış bir iş yapmaktansa konunun
doğrusu uzman hekimden öğrenilmelidir.
Sonuç
Bütün bu yazıp çizdiklerimizi kısaca özetlememiz gerekirse, görülüyor ki önemli
olan sağlığımız konusunda bilgilenerek gerekli tedbirleri önceden almak ve
hastalığa hiç yakalanmamaktır. Bunun için de bel sağlığı ile ilgili olarak
yukarıda belirtmiş olduğumuz tavsiyelere henüz sağlıklı dönemde iken riavet
etmeye başlanmalıdır. Ancak bütün bunlara rağmen bel fıtığına yakalanmama diye
bir garanti söz konusu değildir. Çünkü burada dış faktörlerin yanında kişilere
ait faktörler de önemli rol oynarlar.
Diğer taraftan bel fıtığına yakalanmış olmak herşeyin sonu demek değildir.
Sonuçta bel fıtığı, ameliyat gerekse de gerekmese de uygun ve yeterli bir
tedavi ile iyileşebilen bir rahatsızlıktır. Onun için bir kişide bel ve/veya
bacak ağrısı varsa, hiç vakit kaybetmeden doktora müracaat edilmelidir.
Neticede hasta, doktor ve bu olayda rol alan herkes üzeri ne düşeni bilimsel
olarak hakkıyla yerine getirmeli ve riskler en alt düzeye indirilmelidir.